Ağaç Kökünden Yıkılır

Türkiye’de kadın istihdamı uzun yıllardır gündem olan bir konu. O kadar büyük ve yaygın bir konu ki sanırım bu konuda fikir beyanında bulunmamış ve aksiyon aldığını söylememiş ne bir siyasi figür ne de iş hayatında bir lider kalmıştır. Ama ne yazık ki sonuçlar hep birlikte birşeyi yanlış ya da eksik yaptığımızı bize her gün ispat ediyor. Yıllar sonra bile hala istihdam verilerinde bir arpa boyu yolu gidemedik. İşe yeni giriş anındaki dengeyi bile koruyamayan bir kariyer gelişimi ve yukarılara çıktıkça oksijensiz kalan bir kadın liderliği. Bir türlü bu sonuçları düzeltemedik. Çünkü konuyu doğru yerinden tutmuyoruz. Samimiyetsizlik iddiası belki büyük olabilir ama ciddiyet ve önceliklendirme eksikliğimizin olduğu kesin.

Türkiye nüfusunun %49,8’ini kadın nüfus oluşturuyor.Kadınlar ile erkekler arasındaki oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle 65 ve daha yukarı yaş grubunda kadınların lehine de değişmiş durumda. Bu yaş grubundaki nüfusun %44’ünü erkekler, %56’sını ise kadınlar oluşturuyor. Öte yandan daha uzun yaşayan kadınlar nedense iş hayatı içerisinde uzun yaşayamıyor. Bin türlü suikaste ya da yıldırma politikasına, toplumsal baskıya boyun eğiyor ve uzaklaşıyor.

Yıllardır en fazla konuşulan tezlerden birisini kadının iş hayatına dahil olması halinde iş hayatının kalite ve verimliliğinin artacağı tezi. Anlamlı pek bir istatistik çalışması bu konuda ortada olmasa da çok romantik bir konu olması nedeniyle çokça da taraftar bulan bu tez, bana kalırsa, konuyu yanlış okumamıza sebep oluyor. Sanki bu konuda bir aksiyon almak adına illa bir ekonomik çıkar, avantaj gerekiyormuş da biz de bunu ispat edip kadın istihdamı konusunda oyuncuları harekete geçirmeye çalışıyoruz.

Kadın istihdamı konusu ekonomik fizibilitesi ispatlanacak bir iş vakası değildir. Kadının toplumun her noktasında olduğu gibi iş hayatında da eşit fırsat bulabilmesi illa da iş sonuçlarına iyi sonuç verecekse desteklenecek bir amaç değildir. İş hayatında kadın eşit koşullarda çalışma hakkına kavuşturulacak edilgen bir varlık da değildir. Her konuda olduğu gibi iş kavramında da eşit ve hak sahibidir. Velev ki daha fazla dahil olması iş sonuçlarını olumsuz yönde etkileyecek olsa da bu böyledir. Bunu bir kere bir ekonomik sav olmaktan çıkarmamız gerekiyor.

Kadın iş hayatında neden daha fazla fırsat bulmakta zorlanıyor?

Bu sebeplere gitmek gerek. Çünkü kadın eğitim fırsatını daha ilk başta eşit bulamıyor.  En az bir eğitim düzeyini tamamlayan kadınların oranı %82,8. 25 ve daha yukarı yaşta olan ve en az bir eğitim düzeyini tamamlayanların toplam nüfus içindeki oranı %88,9 iken bu oran erkeklerde %95,1, kadınlarda ise %82,8. Yani kadınların neredeyse %20’si okur yazar olmaktan bile uzak hala. Hangi nitelikli işi nasıl bulsun kadın?

Kız çocuklarının brüt okullaşma oranının, erkek çocuklarının brüt okullaşma oranına olan göreli büyüklüğünü ifade eden cinsiyet eşitliği endeks değeri, 1’e eşit ise kız ve erkek çocukları arasında eşitlik bulunduğu anlamına gelir. Cinsiyet eşitliği endeks değerinin, 1’den küçük olması erkek çocukları lehine eşitsizlik, 1’den büyük olması ise kız çocukları lehine eşitsizlik olduğunu gösterir. Tahmin edin bizde nasıl? Elbette 1’den küçük. Yani kız çocukları hala erkek çocuklarından daha az fırsat bulabiliyor okul derecesini ilerletmede.

Diyelim ki işe girdi ve nitelikli bir iş sahibi oldu. Güzel güzel işe başlayan bir kadın evlenmeye karar verdi. Bizim iş yasamız diyor ki evlenme halinde kıdem tazminatını alıp ayrılabilirsin. Bunu erkek çalışana diyor mu? Hayır. 20 yıllık profesyonel insan kaynakları hayatımda evlendiği için işten ayrılan erkek görmedim ama o hakkı var diye ayrılması uygun bulunan kadın çok gördüm. Dışarıdan sanki bir pozitif ayrımcılık gibi görülen bu basit uygulama bile kadını iş hayatında ne kadar istediğimizi gösteren acı bir örnek. Kadının iş hayatında önünü kesen birçok konu toplumsal olarak ona yüklediğimiz sorumluluklardan doğuyor. Çocuk doğunca çocuğa bakacak olanın o olmasından evden çok uzaklaşmayacağı işlerde çalışma zorunluluğuna kadar birçok engel kadını işten soğutmaya yetiyor da artıyor bile. Diyelim ki bunları takmadan kariyerine devam etme kararı alan bir kadınsınız bu sefer de “erkek gibi” tasvirine sahip oluyorsunuz. Yani bir türlü kadın olarak iş hayatında ilerlemeniz sindirilemiyor.

Bazı işler var, tam kadına göre!. Yani iş hayatında var olacaksanız belirli işlere sıkışık bir kariyer fırsatınız var. Çok başka alanlara zıplama ihtimaliniz yok Türkiye’de. Bazı sektörlerde sıfıra yakın kadın istihdamı var. Kadın istihdamı en fazla hizmet sektöründe. Tarım sektöründe toplam istihdam oranı %19,5, erkek istihdam oranı %15,5, kadın istihdam oranı %28,7 oldu. Sanayi sektöründe toplam istihdam oranı %26,8, erkek istihdam oranı %31,6, kadın istihdam oranı %15,9 oldu. Hizmet sektöründe ise toplam istihdam oranı %53,7 iken bu oran erkeklerde %53, kadınlarda %55,4 oldu. Ama hepi hepi toplasak Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin oranı %46,3 ve bu oran erkeklerde %65,1, kadınlarda ise %28 oldu. Yani kadınların üçte birini bile istihdam edemiyoruz.

Özetle kadın istihdamında kafaları değiştirmemiz gerekiyor. Ekonomik bir fırsatı yakalamak için değil sosyal adaleti sağlamak, toplumun dengeli gelişimini sağlamak için iş hayatında kadını güçlendirmek zorundayız. Fırsatların artması için kız çocuklarını okutacak sosyal politikaları desteklemek durumundayız. Ailelerin çocukları için meslek seçmelerinin önüne geçip çocuklarımızın potansiyellerine göre eşit eğitim fırsatı bulmasını sağlamalıyız. Kadınların işe girişleri kadar işte kalmalarını da çeşitli teşvik mekanizmalarıyla desteklemeliyiz. Evlendiğinde bırakın erkekler işten ayrılsın. Kadın kariyerini kesintiye uğratmasın. Doğum öncesi ve sonrasında işinden edilmesini engelleyelim. Cezalandıralım bunu yapan işvereni gerekiyorsa. Atamalarda tepe yönetimler insan kaynaklarcılarını tembihlesin. Erkek kadar kadın aday istiyorum desin. Gelmezse atama yapmasın. Bu hareketi en alttan başlatamazsak ve herkes topyekün el vermezse en üstlerde kadınlar niye yok diye ağlamayacağız. Beslemediğimiz sistem üretmez zira. Ağacın kökü sağlıklı değilken meyve toplamaya çalışmak işin doğasına aykırı. Doğal olalım, kendimize ve topluma dürüst olalım. Gerisini hallederiz.



Leave a Reply